Avrupa Birliği (AB), 2027 yılına kadar Rus fosil yakıtlarından tamamen bağımsız olmayı hedeflese de, mevcut verilere bakıldığında bu amacın gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Enerji ekonomisi üzerine çalışan IEEFA’nın son raporuna göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde AB’nin Rusya’dan aldığı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatı, bir önceki döneme kıyasla yüzde 16 oranında bir artış göstererek rekor seviyeye ulaştı.
Tedarikteki bu artışın ardında yatan nedenler arasında, ABD ve İsrail’in İran ile sürdürdüğü çatışmanın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini etkilemesi ve Katar’dan gelen gaz sevkiyatlarının kısıtlanması yer alıyor. Bu durum, Avrupa’nın alternatif enerji kaynaklarına yönelmesini zorunlu kıldı. Rus gazı, Avrupa’daki ana giriş kapıları olan Fransa, İspanya ve Belçika üzerinden tedarik edilmeye devam ediyor. 2025 yılında AB ülkeleri, Rusya’ya boru hattı gazı için 5,9 milyar euro, LNG için ise 6,7 milyar euro harcadı. Rusya, bu yıl içinde AB’nin toplam gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 13’ünü karşıladı.
IEEFA analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Avrupa’yı en büyük iki LNG tedarikçisi olan ABD ve Rusya’ya daha bağımlı hale getirdiğini belirtiyor. Ancak rapordaki dikkat çekici nokta, Amerikan gazına olan bağımlılığın artması. ABD’nin LNG’si, Avrupalı alıcılar için ortalama maliyet açısından en yüksek enerji kaynağı olmaya devam ediyor. 2026 yılı itibarıyla ABD’nin, Norveç’i geride bırakarak Avrupa’nın en büyük LNG tedarikçisi olması bekleniyor. Tahminler, 2028 yılına gelindiğinde AB’nin toplam LNG ithalatının yaklaşık yüzde 80’inin Amerikan kaynaklı olacağını öngörüyor.
Bu durum, Avrupa’nın enerji bağımlılığını nasıl şekillendireceği ve gelecekteki stratejileri açısından önemli bir dönemeç olarak öne çıkıyor.