10 yılda 7 isim! İngiltere’ye başbakan dayanmamasının nedenleri sistemde gizli

Img

İngiltere‘de Keir Starmer döneminin sona ermesi ve Andy Burnham‘ın görevi devralmasıyla birlikte ülke, son 10 yıl içinde yedinci başbakanına kavuştu. Oysa 18. yüzyılda başbakanlık makamının oluşturulmasından bu yana İngiltere’de bir başbakanın ortalama görev süresi yaklaşık beş yıl olarak hesaplanıyordu. Son on yılda ise bu ortalama yaklaşık 18 aya kadar geriledi.

BBC’nin analizine göre bu tablo tek bir olayla açıklanamıyor. Her başbakan farklı nedenlerle görevini bırakırken, uzmanlara göre tüm bu değişimlerin arkasında ekonomik sıkıntılar, kamu hizmetlerindeki memnuniyetsizlik, toplumsal kutuplaşma ve siyasete duyulan güven kaybı gibi ortak sorunlar bulunuyor.

BREXIT EN BÜYÜK KIRILMA OLDU

Siyasi istikrarsızlığın fitilini ateşleyen isim David Cameron oldu. Cameron, 2016’da İngiltere’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda referanduma gidilmesini sağladı. Halkın Brexit yönünde oy kullanmasının ardından da istifa etti.

Yerine gelen Theresa May, Brexit sürecini yürütmekle görevlendirildi. Ancak Avrupa Birliği ile vardığı anlaşma parlamentoda defalarca reddedildi. Çıkmaza giren süreç sonunda May de görevini bırakmak zorunda kaldı.

JONHSON, TRUSS VE SUNAK…

Boris Johnson ise pandemi döneminde yaşanan skandallar, dürüstlüğüne ilişkin tartışmalar ve Muhafazakar Parti içindeki desteğini kaybetmesi nedeniyle koltuğunu koruyamadı. Parti yönetimi, Johnson’ın seçim kazandıran bir lider olmaktan çıkıp yük haline geldiği görüşünde birleşti.

Johnson’ın ardından göreve gelen Liz Truss ise ekonomi politikalarının piyasalarda yarattığı büyük sarsıntının bedelini ödedi. Vergi indirimlerini harcama kesintileriyle desteklemeyen planları finans piyasalarında güven krizine yol açınca görev süresi tarihin en kısa başbakanlıklarından biri oldu.

Rishi Sunak ise farklı bir nedenle iktidarı kaybetti. Seçmenler, 14 yıl boyunca ülkeyi yöneten Muhafazakar Parti’ye desteğini çekti ve seçimlerde İşçi Partisi‘ni tercih etti.

STARMER PARTİ DESTEĞİNİ KAYBETTİ

İşçi Partisi lideri Keir Starmer‘ın görevden ayrılmasının temel nedeni ise kendi partisindeki desteğin erimesi oldu. Parti milletvekilleri, kamuoyunda yeterli karşılık bulamayan Starmer’ın seçimlerde partiyi zor durumda bırakacağı görüşünü benimsedi.

SORUN SADECE LİDERLERDE Mİ?

Uzmanlara göre yaşanan tabloyu yalnızca lider değişimleriyle açıklamak mümkün değil. İngiliz seçmenlerin uzun süredir hükümetlerin temel sorunları çözemediğine inandığı belirtiliyor.

Bunların başında 2008 küresel mali krizinden bu yana kötüleşen yaşam standartları geliyor. Ekonomik büyümenin yavaşlaması, ücretlerin baskılanması ve hayat pahalılığı, vatandaşlarda gelecek konusunda ciddi karamsarlık oluşturdu. Pek çok kişi artık çocuklarının kendilerinden daha iyi şartlarda yaşayacağına inanmıyor.

KAMU HİZMETLERİNE GÜVEN ZAYIFLADI

Ekonomik büyümenin düşük seyretmesi, hükümetlerin ulaşım, sağlık, eğitim ve adalet gibi temel alanlara yeterli yatırım yapmasını da zorlaştırdı. Bunun sonucunda toplumda kamu hizmetlerinin eskisi kadar iyi işlemediği yönündeki algı güçlendi.

Anketler, seçmenlerin önemli bölümünün ülkenin doğru yönetilmediğini düşündüğünü ortaya koydu.

TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA DERİNLEŞİYOR

Bir diğer önemli başlık ise sosyal uyum tartışmaları. Kamuoyu araştırmalarına göre İngilizlerin yüzde 80’inden fazlası ülkenin giderek daha fazla bölündüğünü düşünüyor.

Yüksek göç seviyeleri, farklı toplulukların entegrasyonu ve ülkenin değişen demografik yapısı da siyasetin en tartışmalı konuları arasında yer alıyor. Birçok seçmen, son yıllardaki değişimlere ilişkin kaygılarının siyasetçiler tarafından yeterince anlaşılmadığını savunuyor.

SİYASET DAHA SERT DÖNEME GİRDİ

Uzmanlar ayrıca sosyal medyanın da etkisiyle siyaset dilinin giderek sertleştiğine dikkat çekti. Seçmenler artık yalnızca memnuniyetsizliklerini sandıkta değil, günlük siyasi tartışmalarda da çok daha açık ve sert biçimde dile getiriyor. Başbakanlar da bu tepkinin doğrudan hedefi haline geliyor.

YEDİNCİ BAŞBAKAN ÇÖZÜM OLABİLECEK Mİ?

İngiltere’nin yönetilemez bir ülkeye dönüştüğü görüşü siyasetçiler tarafından genel olarak kabul edilmese de, daha karmaşık hale gelen ekonomik ve toplumsal sorunların hükümetlerin işini geçmişe göre çok daha zorlaştırdığı ifade ediliyor.

2008 mali krizinin ardından başlayan ekonomik sıkıntılar ve 2016’daki Brexit referandumuyla derinleşen siyasi belirsizlik henüz kalıcı biçimde giderilebilmiş değil. Bu nedenle Andy Burnham’ın göreve başlaması yeni bir dönemin kapısını açsa da, son on yılda başarısız olan altı başbakanın ardından ülkeyi yeniden istikrara kavuşturup kavuşturamayacağı şimdiden en büyük tartışma başlıklarından biri olarak görülüyor.

yok

Author: Murat Aydın